img { max-width: 560px; width: expression(this.width > 560 ? 560: true); }
Fotoğraf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fotoğraf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Eylül 2012 Salı

Tunalı


Ankara için Tunalı önemlidir.. Ankara'lı için ise çok da önemli değildir, sonunda Karum'a ve Kuğulu Park'a ve Seymenler Park'ına ulaştığınız sıradan bir tane cadde işte ama o kadar da basit değildir Ankara'lı için...

Zamanında sevdiğiyle bu caddede elele gezemeyişi Yılmaz Erdoğan'ın içine oturmuş bir cadde aynı zamanda...


Yan taraftan Bestekar'a ordan da Tunus'a doğru uzanabilirsiniz.. Çok değil daha 10 yıl öncesinin bu sessiz mekanları, artık bir çeşit barlar sokağı.. Ama ilk açıldığı zamanlardaki kadar havalı da değil.. 

Lafı nere getircem.. Diyorumki, şu Tunalı bir trafiğe kapansa.. Akşam saatlerinde yol kenarında biriken çöplere bir çözüm bulunsa. Tunalı üzerinde kafeler biraz yola sandalye masa atsalar İspanya Fransa misali.. Zaten Ankara'da orjinal birşey yok, Tunalı neden olmasın ? Sonunda da Kuğulu Göl ?


6 Haziran 2011 Pazartesi

Heyvanat

 Ankara'daki tüm gezcek yerler bitti, dedik bi de hayvanlar alemindeki arkadaşlarımızı ziyaret edelim.. Ankara'da Hayvanat bahçesi var ama ben hiç gitmemiştim.. Kimsenin de gittiğin sanmıyordum nedense.. Ama bir gittim baktım herkes orda, duyan gelmiş.. Ana baba günü, çoluk çocuk genç yaşlı bir sürü insan. Çok şaşırdım.. Aynı şaşkınlığı Ankara'da operaya gittiğimde de yaşamıştım, boş yer yoktu.. Oysa ben operanın boş salonlarda oynandığını sanıyordum..

Şaşkınlığı atlattıktan sonra içerde gezmeye başladık.. Bir sürü yeni arkadaşla tanıştık, işte bazıları ;


Zürafa hayvanını hep sevmişimdir.. Doğuştan yüzemeyen tek hayvan derler.. (insanlarda aslında doğuştan yüzücüdürler ama korku psikolojisi yüzünden boğulabiliyorlar, yoksa yeni doğan bebeyi atın suya yüzer, ama gene de dikkatli atın tabi, sonuçta bebek)

Hayvanat bahçesi dedin mi beş büyük olacak içinde.. Aslan, Fil, Gergedan, Zürafa ve Kaplan.. Doğru saydım mı bilemiyorum..


Ayı hayvanı... Çok sempatikler ama işte adı üstünde "ayı", pek kibar oldukları söylenemez.. Sizle şakalaşmak için sırtınıza bir vursalar beliniz kırılır herhalde.. Aslında şaka yapıyor.. Varya "ayı yavrusunun severken öldürürmüş" diye, boş laf değil, hakkatten öyle..



Deve guşu hayvanı.. Sanırım bu fotoğraf hayvanat bahçesindeki tutsaklığı anlatması açısından anlamlı olmuş.. Genel olarak hayvanları gezerken öyle bir hayvanların mutsuz olduğu hissi kaplıyor sizi.. Bunlar doğal ortamlarında daha mutlular, ama tabi doğal ortamları biraz tehlikeli olabiliyor...


Flamingo kuşu.. Bu flamengo dansının bunla bir alakası var mı bilemiyorum ama zarif bir kuş türü.. Kuşlar zaten genel olarak zarif ve güzel canlılar, boşuna bir sürü kuş gözlem toplulukları kurulmamış.. Otur izle bunları..

Aha bir kuş daha.. Sanırım bu turna kuşuydu.. Sevdiğim bir foto oldu... Dar net alan derinliği felan...



Ben bir hipopotam'ım.. Su aygırı da denebiliyor.. O ne ağızdır kardeşim, yemek seçmem ne atarsan içine yerim diyor. Devasa bir cüsse, suda gezeliyor kendi kendine.. Herşey bir kenara ama o devasa cüsseye o minicik kulaklar da ayrı bir güzellik katmış..

Piiii ağıza bak... Ne maymun hayvansın hocam, o ağız ne beee...!! İnsan arada fırçalar bişe yapar...


Gideceklere şimdiden iyi gezmeler...

20 Mayıs 2011 Cuma

Wallpaper Hizmeti # 6


Ankara kalesi... Eğer şehirden kaçmak isterseniz kendileri orda duruyor. Dar sokaklarında yürüyün, köşedeki köftecide köfte yiyin, biraz alışveriş yapın, kalenin tepesine çıkıp Ankara'ya yukardan bakın, Anadolu Medeniyetleri Müzesini gezin..

16 Mayıs 2011 Pazartesi

yağmurda şenlik !


Şenliğin doğasında çimlerde yayılmak, karpuz gibi yata yata büyümek vardır.. Hava yağmurlu ve yerler çamur olunca işte zorlama bir şenlik oluyor.. Uzun yıllar sonra tekrardan bir görelim dediğimiz odtü şenliklerini görme ümidimizi, Trabzonspor'un şampiyonluğu gibi seneye devrettik.. :(


Böyle ayakta durarak şenlik mi yapılır, konser mi dinlenir.. Gidin ders çalışın, sınavınız yok mu sizin ? Bizim dönemde matematik bölümü kasıtlı olarak şenlik haftasına koyardı sınavları, Dif diye bir ders vardı hiç unutmam, milletin 2. sınıfta geçtiği bu dersi sırf sınavları şenlik zamanına geliyor diye 4. sınıfta zorla geçmiştim.. Az daha mezun olamıycaktım..

Odtü'deki gökkuşağının ara renkleri ! ise ortalığı şenlendiren nadir görüntülerdi..


Ama yine de tatsız bir şenlikti diyebiliriz.. Bu arada şenlik bitti yaz geldi sanırım, dışardaki havaya bakıyorum da ilkbahar yalan olmuş, direk yaz gelmiş.. Herkese hayırlı olsun yaz...

2 Şubat 2011 Çarşamba

Ankara Kop Kop..


İstanbul ortamlarının yanında lafı olmaz Ankara gece hayatının ama nacizane Ankara'lıların "ortamlara akma" ihtiyacını karşılamaya fazlasıyla da yetiyor.. Yıllarımızı bu işe vermemiş olsakta şöyle bir Ankara gece hayatı tarihçesi özeti geçelim..

Ben öğrenciyken Sakarya vardı, Limon'un müdavimiydik o dönemler.. Daha meşhur olmamış, Manga, Çilekeş ve Duman gibi grupları orda dinlemişliğimiz vardır.. Behzat Ç'nin müziklerini yapan Pilli Bebek'i, SSK iş hanının beşinci katındaki Baraka müdavimleri çok iyi bilir aslında.. Yine SSK iş hanının Gölge'si de o dönemlerimize damga vuran yerlerdendi.. Bunların hiçbiri kalmadı sanırım artık..

Öğrencilikte olmaz ama biraz paramız oldu mu da hemen yukarılara da doğru akardık. Manhattan benim favori yerimdir, hala duruyor ama eski tadı yok pek.. Hemen Manhattan'ın yanındaki New Castle ingiliz pub tarzı iki tek atmak ve doğum günü kutlamak için ilk akla gelen yerdi.. Manhattan'ın az berisindeki kokoreççi hala çizgisini bozmadan yerinde duruyor...

Şu anda ismini hatırlayamadığım disko vari bir yer vardı yine Manhattan'ın az gerisinde (neydi yaw oranın adı hatırlayamadım bak şimdi) orası da pahalı ama Ankara'nın Layla'sı gibiydi..

Arjantin ve Filistin Bölgesi de hep vardı ve bizim için hep uzaktı.. Çok paraydı oralar..

Şimdilerde Bestekar Sokak yeni adres.. Ve tabiki Park Caddesi de biraz daha tikicanlar için.. Overall ve IF ise canlı müzik dinlemek için sanırım en tatmin edici yerler şu sıralar Ankara'da...

Bi de "eski yeni" var Sakarya bölgesinde.. O eski Sakarya ruhunu orda gördüm diyebilirim :)






bu son fotodaki bekarlar kulübünü kes :D

1 Şubat 2011 Salı

Wallpaper Hizmeti # 6

Ankara'da kar olunca wallpaper serimizi de kar temalı fotolarımızla devam ettirelim dedik.. Dikmen vadisinden masaüstünüze iki çalışma... 


Ne demişler.. Ankara'nın Dikmen'i, bi daha gelirsem Love Me !


Ankara'da İkinci Kar


Ankara'da beklenen kara kış geldi.. Heryer bembeyaz haftasonundan beri.. Sanırım bir hafta kadar daha böyle devam etcek.. Belki bu yıl kış gelmez direk yaz olur diye ümitlenmiştik ama ümitlerimiz boşa çıktı..

Neyse kış iyidir yinede, mikrobu kırar en azından.. Ayrıca karda yürümek de iyidir, ne demiş Yeni Türkü abimiz, "yorulmuştum çalışmaktan, karda uzun yürüdük senle", odtü'yü anlatır bu kısımı.. Ama konumuz odtü değil tabi şimdi..



Dikmen vadisine attım bende pazar sabahı kendimi..  Biraz yürüdük, biraz fotoğraf çektik bizim Ati'yle.. Hava -5 derece cıvarı bu sıralar.. Biz buna Rusya'da "serin" diyoruz.. Bizim için soğuk -35'dir..


Çok kar olduğu zaman kuşlara yazık, onlara ekmek verin.. Üniversite yurdunda kalırken, (4 yılımı geçirdiğim odtü 2. yurt-206, bilen bilir) odamızın camının önünde ağaç vardı, o ağacın dalına ekmek poşeti asardık, poşette de delikler açardık.. Sonra o poşetin içinden ekmek yiyen kuşları izlerdik.. Hey gidi gençlik..



19 Ocak 2011 Çarşamba

Anıtkabir ve Kocatepe

Ankara gezmelik değil yaşamalık bir kenttir benim gözümde.. İstanbul'luların anlayamadığı güzelliği de burdadır zaten .. Onlar sıkıcı bulurlar çünkü yaşam olarak bakmazlar.. Oysa Ankara'yı seven, aslında Ankara'da yaşamayı sever.. İstanbul'u seven ise, renkli hayatını, kalabalığı, boğaz manzarasını felan sever..

Ankara-İstanbul geyiğini akşamları Bestekar Sokak'ta arkadaşlarla yapılacak iki tek sohbetlerine bırakalım şimdilik, ama şu gerçeğin de altını çizelim.. Ankara'ya bir misafir geldiğinde gezdirecek yeriniz de yok işte.. Nereye götürebilirsiniz Ankara'da insanları gezmek için.. Gölbaşı ? Kuğulu Göl ? Ankara Kalesi ? Seymenler Parkı ? Ankamall ? Panora ? Tunalı ? Sakarya ? Hepsi güzel de bunlar misafiri kesmez ki...


Geçenlerde bizim Valide Hanım geldi işte gezdirelim dedik.. Ankara'da nere gezdircen işte mecur ilk gün laik kimliğimizi ön planda tutarak Anıtkabir ziyareti yaptık, ikinci günde muhafazakar kimliğimizle Kocatepe Camii'ne gittik.. Neyseki Valide Hanım 2 gün kaldı, 3 gün kalsa üçüncü gün gezdircek yer bulamayabilirdik..

13 Ocak 2011 Perşembe

Fethiye, Part 4: Merkez, Saklıkent, Tarihi eserler vs

Geldik yazı dizimizin son bölümüne... Fethiye’de Ölüdeniz ve 12 adalar dışında da gezebileceğiniz çokca doğa ve tarihi yerler mevcut. Patara Plajı, Taşevler ve eski antik mezarlar ve antik eserler gibi.


Fethiye merkezden başlarsak, alışveriş yapmak, güzel yemek yemek için ve hatta biraz da gece hayatı için kesinlikle Fethiye tatilinizde 1-2 gün ayırmanız gereken bir yer.. Fethiye merkezde, tam ismini bilmiyorum ama lokantaların, kasapların ve balıkçıların olduğu bir meydan var. Balıkçıdan balığınızı (veya kasaptan etinizi) alıp lokantaya veriyorsunuz ve onlarda sadece pişirme ve salata içecek parası alarak balığınızı size sunuyorlar. Bunu yemeğe düşküm olanlar için tavsiye ederim.


Fethiye merkezdeki Marina'da teknelerin arasında yürüyüş yapmak ve deniz kenarındaki bir restoranda balık yiyip birşeyler içmek ise kesinlikle yapılması gerekenlerden..


Tatil dediğin eğer yemek-içmek-denize girmek ve tembellik yapmaksa doğru yerdesiniz...

Saklıkent’te yine gezilecek doğal yerlerden biri ve kesinlikle gitmek lazım. Fethiye’den dolmuşla gidebileceğiniz gibi yine Hisarönünden ayarlayabileceğiniz safari turlarla da gidebilirsiniz. Ben bu Safari turları tavsiye edebilirim, hem zevkli oluyor hem de bir sürü yeri gezme şansınız olabiliyor.

 

Saklıkent dediğimiz yer bu fotoğraflarda gördüğünüz kilometrelerce devam eden kanyon ve bu kanyonun içinden akan buz gibi dere aslında..


Bu, buz gibi derenin içinden yürüyüş yapmak ve kendinizi çamura bulamak yapmanız gerekenlerden.. tabi aşağıdaki yerlerden birinde, güldür güldür akan derenin üzerinde yemeğinizi yiyip hoşca vakit de geçirebilirsiniz.

Bu derede rafting yapmak da yeni başlayanlar için gayet güvenli ve eğlenceli. Hem parkur uzun hem de su yavaş akıyor genelde ama su buz gibi, kıçınız donabilir..


Eğer bir safari turuyla çıkarsanız Saklıkent gezinize, bu saklıkentin dışında da güzel yerler görme şansınız olur.


Ördekler, yeşillikler, gözleme, yol boyunca size su atan ve karşılığında şeker bekleyen çocuklar böyle bir gezide yaşayabilecekleriniz..


Bu aşağıdaki resimdeki de ipek böceği kozası. Bu kozalardan ipek elde ediliyor, ve elde dokumayla binlerce dolar değerindeki halılar dokunuyor. Meraklıları servet harcayabiliyor bu halılara..


Antik mezarlar, tarihi yerler felan da Fethiye'nin diğer güzellikleri..


Bu soğuk kış günlerinde saçma oldu biraz Fethiye postları ama umarım içinizi ısıtmıştır biraz... Ya da yaz için tatil planlarını şimdiden yapmaya başladıysanız belki işinize yarar..

10 Ocak 2011 Pazartesi

Fethiye, Part 3: Hisarönü ve Gece Hayatı

Fethiye dediğimiz zaman, Fethiye’yi üç kısıma ayırmak lazım aslında. Birincisi Fethiye’nin merkezi, ki Liman da burdadır. Diğeri Ölüdeniz denen doğa harikası yer, 1.kısımda bahsetmiştik uzun uzun. Üçüncüsüde Fethiye ve Ölüdeniz’in arasında yer alan, gece hayatının ve bolca konaklama imkanının yer aldığı küçük bir barlar kasabası görünümündeki Hisarönü..


Hisarönü, görüldüğü gibi bir barlar kasabası gibi. İrili ufaklı barların olduğu bir barlar caddesi düşünün. Genelde çalışanlar gayet sıcaklar ve aynı zamanda profesyoneller de diyebiliriz. Hepsi biraz fark yaratmaya çalışıyorlar, rekabet çok ve müşteri az. Müşteri demişken, Fethiye’nin müşterisi İngilizdir ve yaşlıdırlar, o yüzden Fethiye sanki küçük bir ingiliz kasabası gibi aynı zamanda. Zaten ingilizlere ev ve arsa satan emlakçılara da rastlamak mümkün bolca. Biraz vatan toprağı satmak gibi geliyor ilk başta ama orda ev alanların aslında Türkiye aşığı ingilizler olduklarını düşünürsek aslında o kadar da kötü bir şey değil.



Sonuçta, turist profilinin "ingiliz" ve "yaşlı" oluşu, Fethiye'nin de sosyal ve eğlence yapısını şekillendirmiş. Çılgın diskolar yerine daha "aile" yerleri görebilirsiniz. Lezzetli yemek çeşitleri, hem denizden sonra hem de akşam gezmelerinden önce bambaşka bir zevk tabi. Kötü bir yemek bulmak imkansız gibi. Her damak zevkine hitap edebilecek yerler olduğu gibi kalite de oldukça tatmin edici.

Fotoğraflarda da görebileceğiniz bu ferah ve dinlendirici mekanlarda yemeğinizi yiyip biranızı yudumlamak Fethiye'nin size sunabileceği önemi bir kefiy ve birçok yaşlı ingiliz turistin de beklentisi bu aslında.. Hele bir de Dünya Kupası gibi futbol izleyebileceği birşeyler varsa dadından yenmez.



Yıllardır değişmeyen bu yaşlı ingiliz turistlerin yanında, onların peşinden sürüklenmiş isyankar ve gotik giyim tarzına sahip torunlarını görebilirsiniz. Bu gotik gençlik, büyük ihtimal, daha çok bu turistlerin torunları. Hem torunlarıyla zaman geçirme fırsatı olmuş oluyor böyle bir tatil, hem de çocukların anne babaları da ingiltere'de çocuklardan uzak nefes almış oluyorlar biraz. Karşılıklı bir çıkar ortaklığı var gibi. Tabi işin bir de çocuklar kısmi var, onlar bu durumdan pek memnun değiller gibiler.. Sonuçta 13-14 yaşlarındaki bu çocuklar ergen arkadaşlarıyla azabilecekleri biryere gitmek varken böyle huzurlu mekanlara sürüklenince iyice isyan bayrağını çekip bunalıma giriyorlar. Gotik tarzlarını ve ailelerine karşı olan tepkisel duruşlarını da düşününce ortaya enterasan bir durum çıkıyor. Eğlenen yaşlı ingilizer ve onların peşinden sürüklenen bunalımlı ingiliz ergenler..

Biraz da alışveriş ve hediyelik eşya tabi. İncik boncuk, hatıra eşyaları aklınıza ne gelirse bulabilirsiniz Hisarönünde. Fiyatlar da gayet makul, yolunuz düşerse 3-5 bişeler alın, yazık ordaki esnafta iş yapsın biraz.. Ekonomiye para kazandır ey turist..!


Gece tabi iyice hareketleniyor Hisarönü sokakları. Akşamları eğlencem, içecem biraz da hoplayıp zıplıycam diyorsanız Hisarönündeki bolca bulunan küçük Hotellerde kalmak en mantıklısı, hem barlara yürüyerek gidilebilir hem de dönüş kolay olur. Ben önceden reservasyon yapmadan gidip orda hem odalara kendim bakarak hem de pazarlık yaparak bir yer bulmaya çalışıyorum (sezon ortasında giderseniz ama yer bulamayabilirsiniz). Çok sezon ortası değilse uygun fiyata güzel bir oda bulunabiliyor.


Akşam üzeri hareketlenen bu caddelerde gezmek, orda burda iki tek atmak birşeyler atıştırmak Hisarönü'nün gece eğlencesi. Etrafın genelde ingiliz olması da sizi ayrı bir dünyaya sürüklüyor. Bu arada ingilizler oldukça geyiktirler, hele de biraz içkililerse.. Denk getirirseniz çekinmeden muhabbete dalabilirsiniz, eğleneceğinize garanti verebiliriz.



Hernekadar Fethiye için "aile yeri, çılgın diskolardan ziyade nezih mekanlar var" dediysek de hoplayıp zıplayabileceğiniz yerler de mevcut. Malum bu yukarda bahsettiğimiz gotik gençlerin de eğlenebilecekleri biryerlerin olması lazım.

Özellikle gece 12'den sonra mekanların iç kısımları diskoya dönüyor. Burdaki müzikler çok kötü bu arada. Turistlerin genelde yaşlı olması zaten 70'lerin disko müziklerini ağırlıklı yapıyor. Adamlar Boney M ile kendilerinden geçiyorlar tabi. Arada gotik gençlere yönelik daha modern şeyler de çalınınca tam bir karman çorman bir hal alıyor.. Bu anlamda Hisarönünde güzel bir disko eksikliği var. Hatta öyle bir yer de açıldı bu yıl (ismini hatırlayamadım, special private gibi bişeydi sanırım) ama o turist profiliyle öyle bir yerin iş yapması zor gibi Fethiye'de..

Kafanız karışmasın, gece çıkıp hoplayıp zıplamak isteyenler için yeterli imkanlar mevcut..



Bu arada görünüş olarak da çok güzel bir cadde. Barların dekorlarının ve neon ışıklarının bir uyumu var, sanki tüm sokak bir konsept içinde dizayn edilmiş gibi. Bu sokakta sadece yürüyüş yapmak bile çok zevkli, en azından ben çok sevdim.

7 Ocak 2011 Cuma

Fethiye, Part 2: 12 Adalar ve Deniz

Genelde gittiğim yerleri tekrar görmekten ziyade yeni yerleri görmeyi tercih ederim ama Part 1'de de söylediğim gibi Fethiye’nin yeri ayrı. 12 adalar turu da Fethiye’nin olmazsa olmazıdır benim için. Her gittiğimde muhakkak giderim o adalara. Ah, iş güç olmasa da sürekli oralarda gezsek tatil yapsak :) Tekneden aşağı o berrak sulara atlamanın zevkini hayatta kaç yerde alabiliyoruz ? Oysa tıkılmışız ofise, iş-ev gidip geliyoruz.


Neyse, dağıtmıyım konuyu. 12 adalar turları teknelerle yapılan günü-birlik turlar olup, (bakınız yukardaki fotoğraf) bu tekneler hem Fethiye Marina'dan hem de Ölüdeniz'den her sabah 9 gibi hareket ediyor. Fethiye’ye tatile giderseniz ilk iş bu turlardan yapın, fiyatları da gayet uygundur. Tüm gün boyunca o koy senin, bu ada benim gezip, o berrak sularda yüzüyorsunuz. Öğle yemeğinizi de tavuk veya balık tercihinden biriyle yaptıktan sonra yüzmeye devam ediyorsunuz. Tatilinizin zirve anlarını yaşıyorsunuz bu gezide...


Bir de bu tekneler var tabi. Bunlar tur teknesi değil, özel şahısa ait, zengin vatandaşlarımızın tekneleri. Şimdi bu teknelerde olmak vardı.. Teknenizle kafanıza göre geziyorsunuz, istediğiniz koyda, adada durup dinleniyor, denize giriyorsunuz. Sonra tekrar kafanıza göre takılıyorsunuz, deniz havasını içinize çekip dünyadaki tüm sorunlarınızı arkada bırakarak.. Evet, dünya bazılarına daha güzel...


Öte yandan, genel bir yanılgı var, bu tekne/yat olayı sanki sadece zenginlere mahsus bir olaymış gibi. Aslında hiç de öyle değil. Avrupa'da özellikle, araba gibi, orta gelirli vatandaşların bile artık sahip olabildiği bir lüks. Türkiye'de oraya doğru gidiyor. Evet belki geçim mücadelesi veren insanlar için hala lüks ama belli bir ortalamanın üzerinde standartları olan bir insan için arabadan çok daha masraflı bir hobi değil inanın.

Hatta devlet baba bile artık "yat/tekne sahibi insan zengin insandır, dayayalım vergiyi" mantığını değiştirdi ve vergileri makul seviyelere çekti. Sırf bu yüzden yıllardır Yunan bayrağı ile gezen tekne sahiplerimiz, teknelerine Türk bayrağı çekmeye başladılar. Böylece bir ayıptan daha kurtulduk.

Yakın zamanda bireysel yatçılığın çok daha gelişeceğine inanıyorum. Bu hobinin zengin hobisi olduğu inanışı yavaş yavaş kırılıyor, ama yine de zamana ihtiyacı var. Önümüzdeki 10-15 yıl içinde de planlanan ciddi Yat Limanı yatırımları olduğunu da benden duymuş olun. Şu anda birkaç kişi ortaklaşa tekne alıp dönem dönem değişmeli olarak kullanma yoluna gidiyorlar bu da ekonomik bir yatçılık olmuş oluyor..


Şu yukardaki fotoğraftaki "özgürlük" 'ü hissedebiliyorsanız, hayatınızda kendinize yeni bir hedef koymanın zamanı gelmiştir demektir.

Aşağıdaki fotoğraftada Fethiye Marina üzerindeki bir gökkuşağı. Aslında iki tane gökkuşağı, dikkatli bakarsanız ikincisini de görebilirsiniz. Yine böyle bir 12 adalar turundan dönerken objektifime takıldı...


12 adalar dışında bir de Patara plajı var uçsuuuz bucaksız. Bu plaj Kaş'a bağlı sanırım ama Fethiye'ye çok yakın. Fırsat bulabilirseniz bu plajın da tadını çıkarmadan dönmeyin Fethiye'den...





Şimdi bu plajda boş boş yatıyor olmak vardı beee....