img { max-width: 560px; width: expression(this.width > 560 ? 560: true); }

27 Ekim 2010 Çarşamba

En iyi 30 Film Part 2 : 20-10

20- Good Will Hunting (Can Dostum, çeviriyi bana sormayın, öyle çevirmişler)

Matt Damon ve Ben Affleck’in (eski kankaymışlar) senaryosunu beraber yazıp sinema dünyasına bodoslama girdikleri film.


Çok zekice yazılmış özgün bir senaryoya, Robbie Williams’ın oyunculuğu ve sıcak bir aşk hikayesi de eklenince arşivlik bir film çıkmış ortaya.


19- Lock, Stock and Two Smoking Barrels (Ateşten Kalbe Akıldan Dumana, bir bomba çeviri daha)

Bir Guy Ritchie filmi olmadan en iyi film sıralaması yapmak olmazdı. Aslında Snatch’ı koymayı çok isterdim ama bu film bambaşka. Yine farklı bir senaryo, Tarantino vari sahneler ve dialoglar, ingiliz yaşam tarzı ve mafya ilişkileri, başarılı oyunculuklar ve ustaca çizilmiş karakterler filmi ayrı bir yere koyuyor.


Film boyunca yüzünüzde ince bir gülümseme ve şaşkınlıkla ama aynı zamanda heyecanla izliyor ve filmin içinde kayboluyorsunuz. Filmin finali ise filme Guy Ritchie'ye yakışan alternatiflikte bir final.


18- Gemide

Kült Türk Filmi dendimi akla gelen ilk filmdir benim için. Mahalle’nin muhtarları dizisinde “Fadime, Fadime” diye koşturan saf Temel rolündeki Erkan Can’ın ne büyük bir oyuncu olduğunu gösteren, alternatif senaryonun ne demek olduğunu anlatan bir filmdir.


Bol argo nedeniyle televizyonda izlenebilecek bir film değil, sinemada ya da DVD’den izlemek gerekir. Ama ilk izlendiğinde insanı koltuğa yapıştıran bir film. Senaryo ve replikler müthiş, gerçekçilik üst seviyede.

Yurt dışındaki yabancı arkadaşlarıma DVD’sini hediye etmişliğim vardır ama ingilizce altyazı, çeviri yetersizliğinden aynı etkiyi yapmadı onlarda. Tabi burda Türkçe’nin ve Türk Kültürü’nün yabancılara anlatılmasının zorluğu da var. Yani bu filmden ancak bir Türk keyif alabilir.

Hikayesi ve hatta iki sahnesi bu filmle kesişen, yine aynı bağımsız sinemacıların çevirdiği “Laleli’de bir Azize” filmi vardır ki, onu da bu filmin ekürisi olarak izlemekte fayda vardır.


17- A Knigth’s Tale

Romantik komedi ve macera türünün güzel bir örneği, Rest In Peace, Heath Ledger’in da kariyerinin ilk ışıltılarını sergilediği film. Tabii filmin esas kızı olan Shannyn Sossamon da filme ayrı bir lezzet katıyor.



Çok güçlü bir senaryo, çok hoş bir aşk hikayesi tarihi figürler, müzikler ve hoş esprilerle süslenmiş. Macera ve heyecan da eksik kalmamış. Ağızda hoş tad bırakan bir film. Dünyadaki tüm dertleri iki saatliğine unutmak ve hoşca vakit geçirmek için ideal bir film. Eğer filmi tekrar tekrar izlerseniz de ilk izlediğinizde farkedemediğiniz bir çok espriyi farkedebilirsiniz.

Bu filmin benim için farklı bir önemi de var. Benzer bir durum sıradaki film olan Orange County ve listenin ilerleyen sıralarında karşınıza çıkacak olan City of Angels için de geçerli. Şimdi Dubai’da sefil bir yaşam sürüp şantiyecilik yapmaya çalıştığım dönemlerde elimde sadece bu üç filmin VCD’si mevcuttu. Orange County şu anda kayıp ama diğer iki filmin CD’leri hala CD çantamda dururlar. Neden sadece bu üç film, çünkü o kadar sefil bir dönemdi ki işten güçten alışveriş merkezine gidip alışverecek zaman ve imkanım yoktu. İnternet zaten büyük lüks, emaillerimize bakabildiğimiz zamanlar mutlu oluyorduk. O yüzden sanırım 5-6 ay boyunca mütemadiyen bu üç filmi izledim. O kadar alışkanlık yaptı ki sonra da bırakamadım, başka filmler bulduktan sonra da ara ara izlemeye devam ettim bu filmleri. Hala daha da izlerim hatta.. Toplamda her birini 300’er defa izlemişim desem evet biraz abartmış olurum belki ama çoğu sahnelerini artık ezberledim diyebilirim. Öyle de saçma bir durum olmuştur benim için.


16- Orange County

Yukarda bahsettiğim gibi Dubai günlerimden kalma bol bol izlediğim bir film. Şimdi burda şöyle bir not da düşmem lazım. Dubai’deki filmler sansürden geçerler. TV’lerdeki filmlerde sansürden geçer ve hatta, hala yapıyorlar mı bilmiyorum ama, CD’lerle giriyorsanız ülkeye girişte CD’lerinize teker teker bakıp kontrol ediyorlar, uygun görmediklerini ülkeye sokmanıza izin vermiyorlar. Bu Orange County için de benzer bir durum söz konusu. Filmdeki bir çok öpüşme, dans, belden aşağı espriler makaslanmış benim aldığım VCD’de.. Ama ben ilk 80 izleyişimde filmin bu makaslanmış halini güzel güzel izledim.. Daha sonra, yıllar sonra, filmi televizyonda yakalayınca izleyim dedim ve kesilen sahneleri izlememle şoka uğradım. Filmi ilk 80 izleyişimde meğersem filmin yarısını izlememişim.. Yuh dedim yani..


Filme gelirsek, sanırım bu filmin dizisi varmış ve diziden filme uyarlamışlar.. MTV yapımı olan filmde Crazy Town’ın o yıllara damgasını vuran Butterfly şarkısı filmde de etkisini göstermiş. Karakterler, senaryo, eğlence, duygusallık, komedi ve gençlik tam tadında.. Özellikle tarzına hayran olduğum Jack Black filme apayrı bir tad veriyor, bazı sahnelerde kopmamak elde değil.. Ayrıca filmde anlatılan “yazar olmak isteyen çocuk” hikayesi de kararsız günümüz gençlerinin çok anlam çıkartabileceği türden.


15- Kill Bill 1

Listeyi Tarantino filmleriyle doldurmamak için kendimi zor tuttum bir an ve tüm Tarantino filmlerini temsilen bu iki filmde karar kıldım. İlki Kill Bill (ilk kısım), diğeri de sıradaki film olan Death Proof. “Sinemaya doymak” isteyenler için sinema şöleni ve defalarca izlenebilecek bir film.


Soundtrack’ı da her Tarantino filminde olduğuı gibi defalarca dinlenebilecek, zevk sahibi bir insanın tercihinden çıkmış oldukları belli olan şarkılarla dolu. Bu filmin soundtrack albümünde de yukarda bahsettiğim Orange County ve A Knight’s Tale durumu mevcuttu benim için. Yine Dubai’de çalıştığım sefil dönemlerimde, nasıl evde üç tane film CD’m varsa arabada da iki adet kasetim mevcuttu sadece. Biri Kill Bill 1’in kasetiydi işte (diğeri de Let Go albümüyle Arvil Lavigne idi).. Her şarkısı ayrı güzel olan bu sound track’te yalnız bir şarkı vardı ki, trompet mi saksafon mu bilmiyorum sinek vızıltısı gibi bişeydi, o şarkıyı dinlerken iyi kaza yapmadım o zamanlar.. İsmini hatırlamadım şimdi o şarkının ama albümün gerisi bomba..

Filme gelirsek ne söylesem az. Quentin Tarantino filmi işte, sanırım yeterli olacaktır.. İzlemeyen varsa ayıp eder, hemen bulsun izlesin.. İzleyip beğenmeyen varsa ona da söyleyecek söz bulamıyorum..


14- Death Proof

Listenin bir diğer on numaraTarantino filmi.. Bu filmde iki sahne vardır defalarca izlediğim.. Birisi lap dance yapılan aşağıdaki sahne ve orda çalan “down in Mexico” şarkısı.. Diğeri de araba kazasından önce kızların radyoda “Hold Tight” dinlemesi, şarkıyı çalan grubun ismi de ayrı geyik, “Dave Dee, Dozy, Mick, Tich, Osman, John, Nuri vs. ” gibi birşeydi.. Bunların dışında, filmlerdeki klasik Tarantino replikleri ve ayak fetişzmi, eski 70’ler filmlerine yapılan göndermelerle insanı sinemaya doyuran bir başka Tarantino filmi.





13- Braveheart

“Freeeeedoooooom” diye bağıran William Wallace’a kimbilir kaç filmde ve dizide gönderme yapılmıştır. Film hakkında fazla birşey söylemeye gerek yok sanırım, Mel Gibson’un kariyerinde zirve olan bu destansı ve masalsı filmi sanırım 124 defa izlemişimdir.. Özellikle Üniversite dönemimde yurtta kalırken boş vakitlerimizde Braveheart izleyip gaza geldiğimizi bilirim. İnsanın hayatında garip dönemler oluyor işte böyle. Bugün olsa yine aynı tadla izlerim diye tahmin ediyorum.



12- Pirates of Caribbean 1 (Karayip Korsanları 1)

Johny Depp, Johny Depp, Johny Depp.. Kariyerinde eksik olan hit filmi yapmış oldu Depp ve tek başına bir filmi nasıl sürükleyebileceğini göstermiş oldu. Captain Jack Sparrow karakteri, sinema tarihinin en kült, en aykırı, en eğlenceli, en sepmatik ve en sıradışı karakterlerinden biri olmayı başardı. Bunu da Johny Depp’ten başkası zor yapardı.


Böyle bir karakterin etrafına da müthiş masalsı bir hikaye serpiştirilmiş. Görsellik şahane, espriler belli bir zekanın ürünü. Fillmdeki diğer karakterler de çok güzel yazılmış ve oyuncular da rollerin hakkını vermiş (Goeffry Rush, Orlando Bloom vs).. Defalarca sıkılmadan izlenebilecek bir film..


11- Terminator 2
Bu film öyle bir film ki, sinema tarihinde bir kilometre taşıdır. Sinema aksiyon filmlerini Terminator 2’den öncesi ve sonrası diye ikiye bile ayırabiliriz. Filmin birçok öğesi için (özellikle teknolojik efektler) sinema tarihinde bir ilk diyebiliriz. Bu film olmasa aksiyon filmleri kesinlikle bugün oldukları yerde olmazlardı. Bu film olmasa çok şeyler farklı olurdu.. Arnold California valisi olamazdı mesela.


Burda yonetmen James Cameron’un hakkını vermek lazım, başkası çevirseydi film aynı etkiyi yapamazdı kesinlikle.

Guns ‘n Roses’ın müzikleriyle (you could be mine eşliğinde bir kovalamaca sahnesi vardır ki, tadından yenmez) süslenmiş aksiyonun yanında bolca gerilim, farklı ve özgün senaryo, heyecan, bilim kurgu, ve görsellik. Araya serpiştirilmiş ufak tefek espriler ve hikayenin akıcılığı ayrıca filme çekiyor izleyiciyi.
Cıva adam, Hasta La Vista Baby, I’ll be back, Guns ‘n Roses, Hidrojen Kamyonunun patlama sahnesi, Terminator’ün kolu ve Kıyamet Günü filmden akılda kalanlar.
Filmin üzerinden 20 yıl geçmiş ama hala birçokları için gelmiş geçmiş en iyi aksiyon ve bilim kurgu filmidir.



Bugünlük bu kadar.. Listemiz devam edecek, ilk 10 çok yakında ...

Hiç yorum yok: