img { max-width: 560px; width: expression(this.width > 560 ? 560: true); }

25 Haziran 2009 Perşembe

Dubai’de (Dubey) Yaşam

Bir dönem çok sosyetik bir olaydı Dubai’ye gitmek felan hatırlıyorum. Yeni yeni duyuluyordu o zamanlar ismi. Bize de kısa bir dönem yaşamak nasip oldu. Tabii pek sosyetik bir durum değildi bizim şantiyedeki yaşamımız. Ama insanlara Dubai’de çalışıyorum dediğiniz zaman akşam yemeklerimi Burj Al Arab’ta yiyorum gibi algılanıyordu.

Yedi tane emirlikten oluşan (Abu Dhabi-başkent, Al Ain, Ras-el Khaima, Sharjah vs.) Birleşik Arap Emirliklerinin en meşhur emirliği Dubai, Arapların deyişiyle Dubey... Dubai, ismi ilk olarak, 1990’ların sonuna doğru yedi yıldızlı yelken hotelle (Burj Al Arap) duyurdur daha sonra Palmiye Adaları ve Dünyanın en uzun gökdeleni gibi uçuk yapılarla ve projelerle de ününü pekiştirdi.

Bir üstteki resimde gözüken soldaki Palmiye Adası, benim o dönem nacizane çalıştığım proje. (diğer şantiyelerim için bakınız)

Bu üstte gördüğünüz uydu fotoğrafı ise ilk Palmiye Adası olan, Palm Jumeirah. Bir üstteki resimdeki ortadaki ada. Diğerlerine göre küçük kalmış biraz.

20 yılda yaşanan değişim ise inanılmaz. 1990’ların başında balıkçılıktan geçinen bir çöl kasabası gibi olan Dubai, 20 yılda tamamen değişmiştir. Şehire geldiğiniz zaman parayla vizyonun birleşmesinden doğan bu “sanki çölde bir vaha” yapılaşmasına hayran kalmamak elde değil.


İşib güzel yanı ise salt yapılaşma olmaması. Yapılaşmadan çok daha fazlası var aslında yapılan. Sosyal olarak da bu yapılaşmanın altyapısını doldurarak, modern bir Avrupa kenti yaratılıyor aslında. Baktığınız zaman, Dünya standartlarında üniversiteler, sosyal yaşam alanları, her hafta bir etkinlik, uluslararası organizasyonlar gibi sosyal olaylar bir Arap ülkesinde olduğunuzu unutturuyor insana.

Arap Devrimi veya Arap Rönesansı olarak adlandırıyorlar bu hareketlerini Dubai’de, çok da haksız sayılmazlar. Tüm arap dünyasına farklı bir vizyon kazandırdı Dubai’nin son 20 yılda yaptıkları.. Petrolden gelen paraları görmemiş gibi yemenin dışında da birşeyler yapılabileceğini gösterdi Dubai. Başta Bahreyn, Katar ve Umman olmak üzere artık bir çok arap ülkesi kendisine vizyon olarak Dubai’yi seçiyor. Şu anda yaşadığım Libya’da bile insanlar 10 yıl sonra Dubai olacaklarına inanıyorlar. Ha bu Arap ülkeleri adam olur mu ? Bence zor.. Dubai’nin avantajı nüfusun çoğunun yabancı olması.



Yaklaşık 1.5 yıl kaldığım Dubai’de (2003-2004) tek bir Dubai vatandaşı ile tanışmadım. Yerel (Local) diye tabir ettiğimiz bu Dubai vatandaşlarının hepsi ultra zengin doğarlar (rivayete göre bir Dubai’li doğduğu zaman banka hesabına birkaç milyon dolar yatırılır Şeyh tarafından) ve halkın arasına pek karışmazlar. Bunlar lüks villalarda, hotellerde veya yurt dışlarında para yemekle meşguldürler. Büyüdükleri zamanda ya devlet kademesinde görev alırlar yada büyük şirketlere ortak olurlar. Yabancı bir şirket olarak Dubai’de iş yapmanız için yerel bir ortağınızın olması şart. Böylece zaten az olan yerel nüfusun gelir kaynakları sağlama alınmış olur. Bazıları şanslı doğuyor yani.

Nasıl Dubai vatandaşı olurum diye bir soru geliyorsa aklınıza, eğer erkekseniz bu işi unutabilirsiniz, Şeyh Maktoom’un özel iznini almanız gerekir. Eğer bayansanız ama bir şansınız var, Dubai’li birisiyle evlenip 5 çocuk yaparsanız bu hakkı veriyorlar. Bu şehir efsanesi de olabilir, doğruluğunu teyit etmek için araştırmadım.

Bayanlar genelde gayet rahat giyinebilmekle beraber, Araplar daha ziyade aile baskılarından dolayı kapalı giyiniyorlar. Bir alışveriş merkezinde, mini etekli bir rus gördükten hemen sonra gözleri dahi görünmeyen tamamen kapalı bir bayana rastlayabilirsiniz. Özellikle Dubai’li kızlar erkek arkadaşlarıyla buluşmak için diğer emirliklere gidiyorlar. Yurt dışına tatile gittiklerinde ise rahatlıkla bikiniyle denize girebiliyorlarmış. Bu da şehir efsanesi olabilir, gözlerimle görmedim.

Dubai’yi turizm olarak düşünürseniz aslında hiçbir numarası yok.. Lüks Hoteller ve alışveriş merkezlerinden ve belki uçuk bazı binalardan başka birşey yok. Biraz da deniz ve su sporları. Dubai daha çok yaşamak ve iş yapmak için ideal. Güvenli, modern ve sosyal bir şehir olarak modern dünyanın yaşanılacak en ideal şehirlerinden biri. Tabi ben İstanbul’un keşmekeşliğini seviyorum diyorsanız, o zaman Dubai gayet sıkıcı gelebilir, onu da belirtiyim.

Ekonominin gücü sanıldığının aksine Petrol’den değil, Turizm ve Ticaretten geliyor. Bölgenin ticaret başkenti sayılabilir. İnşaat ise ekonominin lokomotifi konumunda, zaten şehir koca bir şantiye görüntüsünde sürekli. Ama duyduğuma göre bu son kriz bayaa bir sekteye uğratmış.

Çoğunluk yabancıdır. Bir Arap ülkesinden çok farklıdır. Devlet memurları genelde Filistin, Mısır gibi ülkelerin vatandaşlarıdır. Taksi şöförü Hintlidir, Lokantanın garsonu Filipinli, İnşaatta çalışan işçi Pakistan’lıdır, İş yapan insanlar Avrupalı. O yüzden, Arapça bilmeden yaşayabilirsiniz, ama İngilizce bilmeden yaşayamazsınız.

O kadar çok Hintli ve Pakistanlı varki, bu ülke vatandaşlarına karşı ciddi yaptırımlar ve buralardan gelen göçleri durdurmak için ciddi önlemler almaya çalışıyorlar. Bu iki ülkenin en sevdiği sporda kriket. Beyzbola benzeyen bir oyun ama tüm gün sürüyor. Dünya kupası finalini de bu iki ülke oynamıştı ben ordayken. Hem iki ülke arasındaki düşmanlıktan dolayı (Kashmir bölgesi yüzünden) hemde bu spora düşkünlüklerinden dolayı ülkedeki tüm Hintli ve Pakistanlılar bu maça kitlenince şehirde hayat durmuştu bir gün.

Bu Pakistan’lılar var Hint’liler aslında Dubai’nin diğer görünmeyen yüzünü oluştururlar. Dubai’nin fakir ve yoksul yüzüdür bu insanlar. Fakir Hint ve Pakistan’lı insanların yaşadığı mahalleler ve bölgeler Dubai’nin görünmeyen gerçeğidir. Bu insanlar o lüks yaşamın insan gücünü oluştururken, kazandıkları birkaç yüz dolardan bir kısmını memleketine göndermek en büyük amaçlarıdır. Biraz duygu sömürüsü gibi gelebilir, ama içlerine biraz girebilirseniz gerçek sefaleti görürsünüz. Kapitalizm ironisi sanırım burda. Bir tarafta zenginlik içinde yaşayan insanlar, hallerinden memnun. Diğer taraftan bir kaç yüz dolar için sefalet çeken insanlar da hallerinden memnun çünkü o birkaç yüz dolar onlar için çok iyi para.

Sinemalarda ara yoktur. Altyazı hem Arapça hem Fransızcadır. İnsanlar sinemade rahatlıkla telefonla konuşabilirler. Sinemaya gelen arapların çoğu filmin sonuna kadar dayanamazlar. Bir de Bollywood filmlerini (Hint Sineması) gösteren sinemalar vardır ki Hint ve Pakistanlı nüfus yoğunluğundan ciddi bir ilgi görürler. Bilindiği gibi Bollywood, Hollywood’dan bile büyük bir sinema endistürisi aslında.

Araplarda büyüklük merakı (kompleksi) vardır, herşeyin en büyüğü en güzeli benim olsun gibi birşey. Yedi yıldızlı Hotel, En uzun gökdelen, en büyük bayrak.. Arabalarına baktığınız zaman bile, dümdüz bir şehirde bile hepsi kocaman jipler kullanıyorlar. Bunu örneklendirerek anlatmak zor, ama bir süre burda yaşarsanız ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız.

12 Ay denize girilebilir. Ocak ayı biraz serin, Şubat Mart ayı ise Muson rüzgarlarının etkisinden dolayı dalgalı olur. Temmuz Ağustos ayları ise aşırı sıcak, Deniz suyu banyo suyu sıcaklığına yaklaşır. Denize girmek için (ve Dubai’ye turistik gitmek için) en ideal mevsim Kasım-Aralık aylarıdır.

Yılda 2-3 defa yağmur yağar. Eskiden hiç yağmazmış. Ama yapılan yoğun yeşillendirme çalışmalarının sonucunda yağış miktarında artma oluyor. Şimdi daha fazla yağış düşüyor olabilir.

Her ağaç ve her canlı (kuşlar felan) Şeyh Maktoom’a aittir. Biz bir defasında şantiye için ağaç kesmemiz gerekmişti bir tane, işçilerden hiçbiri kesmeye yanaşmamıştı.

Ortadoğu’nun en büyük fuhuş merkezidir. Perşembe akşamları, diğer emirliklerden ve arap ülkelerden Dubai’ye akın yaşanır bu konuda. Ülke yönetiminin ciddi rahatsızlığı var bu sorunu çözmek için, belki şu anda azalmış olabilir.

Dubai'de gece hayatına gelecek olursak, genelde hareketli olmakla beraber, Arap nüfusun kalabalıklığından dolayı pek cezbedici olamıyor. Her yer Arap delikanlılarla dolu yani, biraz kıroca bir durum. Hani ben gecelere akarım, çapkınlık yaparım diye bir düşünceniz varsa size bol şans. Onun yerine, değişik yerler görmek gibi bir amacınız varsa daha tatmin edici olabilir. Örneğin, Afrikalı’ların takıldığı, Afrika tamtamlarıyla müzik yapan bir zenci barı ilginç bir deneyim olabilir. Yok sakin sakin demlencem ben diyorsanız, İngilizlerin takıldığı Publar idealdir.


Körfez ülkeleri Birliği (GCC-Gulf Countries Committe) ülkelerine (Katar, Umman vs) vizesiz girip çıkabilirsiniz.

Arabalar çok lükstür (bizim şantiye arabası pis diye bir kaç defa polisle problem yaşamıştık hatta), yollar çok temizdir. Yollarda çok nadir polis görürsünüz ama olası bir kaza durumunda (çok süratli kullandıkları için çok kaza olur) hemen ekipler gelir, raporlar tutulur ve ortalık temizlenir. Her kavşakda kameralar vardır, trafik sürekli kontrol altındadır.



Trafiğin en büyük problemi aşırı sürat. Arabalar son model, yollarda cillop gibi olunca trafik yer yer formula 1 pistine dönebiliyor. Bunu engellemek için ağır cezalar uygulamaya çalışıyorlar. Her yere kameralı hız kontrol sistemi kuruyorlar (hız sınırını geçerseniz fotoğrafıyla belgeliyorlar).



Türk ehliyetiniz varsa, Dubai ehliyeti almanız çok kolaydır. Trafik müdürlüğüne gidiyorsunuz, Türk ehliyetininiz çevirisiyle, fotoğrafınızı çekiyorlar ve 5 dakika sonra bir Dubai ehliyeti sahibi oluyorsunuz. Eğer bir Hintli olsaydınız bir yıl sürebilir ehliyet almanız.

Şehir güvenlidir. Hırsızlık gibi adi suçları pek duymadım. Dubai’de kaldığımız sitede (Gardens) bir kaç mühendis bir arabayı kullanıyorduk, ve arabanın kapısını açık bırakıp, anahtarı da torpidoya bıraktığımızı hatırlıyorum. Böylece ihtiyacı olan mühendis arkadaş gelip arabayı alabiliyordu. Arabanın çalınması gibi bir ihtimal yoktu. Bu çok önemli birşey, bu güvenliği Dünya’nın hiçbir metropolünde bulamazsınız.


Dubai’de yaşamı tavsiye eder misin diye bir sorunuz varsa, bekarsanız pek tavsiye etmem derim. Sıkıcı olabilir. Ama evliyseniz, ve de uygun bir geliriniz varsa tavsiye edebilirim. Sosyal yaşamı, güvenliği, modernliği ve iş dünyasının canlı olması huzurlu bir yaşam arayanlar için ideal bir yer yapıyor Dubai’yi. İstanbul gibi bir şehri seviyorsanız ama, sıkıcıdır, pek tavsiye etmem.

2004 yılının Mart Ayıydı Dubai’den ayrıldığımda.. 5 yıldan fazla olmuş yani. Dubai’nin değişim hızı da düşünüldüğünde, belki de yukarda anlattıklarım ve gözlemlerim çoktan geçerliliğini yitirmiş şeyler olabilir.. Bunu da belirtiyimde, yanlış anlama olmasın.



Burj Al Arap hakkında küçük bir not bu arada. Deniz tarafından bakıldığında üst kattaki yatay Lokanta nedeniyle "haç" şeklinde görünüyor. Bu da mimarın Dubai'ye bir kazığı diyorlar.

15 yorum:

çekilmezlikabidesi dedi ki...

bunlardan komple nefret ediyorum

Adsız dedi ki...

Merhabalar ben istanbulda yaşamaktayım ve bir yazılım firması ile dubaiye gitmek gibi bir durum söz konusu acaba size ordaki yaşam nasıldır evliyim ve bu değişiklik nasıl olur acaba birde orda en az nekadarlık bir gelirle belli bir yaşam standartlarına karşılanabilir yardımcı olursanız sevinirim...

Zlatan Muratanovic dedi ki...

@Adsiz

Yani yukarda yazdim genel olarak.. Iyi bir ucretle gitme durumunuz varsa tavsiye edebilirim, cok guzel bi yer, ama kisiden kisiye degisir. Sevmezseniz gelip bana kizmayin sonra :) Ama her halukarda hos bir deneyim olabilir diye dusunuyorum..

Erhan dedi ki...

Hocam selamlar bu dubai için elektrik mühendisliği işi varmış sanırım. Ben de değerlendiriyorum. Açıkçası gitmek de istiyorum.

Fotoğraf çekmeyi çok seviyorum. Bu anlamda da iyi olacağı kanaatindeyim.
Size maaş olarak ne kadar istemeliyim. Hem orada iyi yaşayıp hem de biraz para biriktirip TR ye gelmek için?

Para biriktirmek için ideal midir?

Teşekkürler

Zlatan Muratanovic dedi ki...

@Erhan,

Para biriktirmek isterseniz sizi Libya'ya bekleriz, para harcayacak yer olmadigi icin gayet guzel para birikiyor Libya'da..

Ama Dubai'de durum farkli, cunku para harcayacak cok yer var. Ozellikle alisverise merakliysaniz biraz zor birikir, benden soylemesi..

Maas konusunda birsey soyleyemem, meslege, kisiye gore vs. cok degisir.. Merak ettiginiz baska seyler varsa e-mail atabilirsiniz sagdaki adresten...

Adsız dedi ki...

merhaba e-mail adresini yazabilirmisin lütfen

Zlatan Muratanovic dedi ki...

sag tarafta profil kisminda da yazdigi gibi ; muhendismurat@hotmail.com

Adsız dedi ki...

Iyi günler benimde bir sorum olacak

Dubaide almanca bilen insan ihtiyaci varmidir.?
Ayrica bir elektronikcinin is bulma sans i medir?

Zlatan Muratanovic dedi ki...

Dubai'de herkes Ingilizce konusur. Almanca'nin ekstra bir katkisi olacagini pek sanmam.. Elektronikciisini bilemicem, arastirmak lazim...

Adsız dedi ki...

merhaba, buraya gelmek isteyen arkadaşlara yardımcı olabilirim. elektrik elektronik mühendisiyim.

Adsız dedi ki...

AED 7 825 / aylık ile , kalacak yer şirket tarafından karşılandığı takdirde, aylık ortalama yeme, içme ye ne kadar para gider.

Zlatan Muratanovic dedi ki...

Ben tabi Dubai'den ayrilali cok oldu, sartlar degismis olabilir, ama yapacaginiz harcama tamamen size bagli diyebilirim. Para harcamak isterseniz harcayabileceginiz cok sey var, ama onun disinda evden ise, isten eve giderim yemeklerimi evde yaparim diyorsaniz cok cuzi rakamlar da harcayabilirsiniz.. Ama aksam yemeklerini Burj Al Arab'ta yiycem ben derseniz o para yetmez :)
Araba almak (taksitle) cok uygun, benzin de ucuz, o acidan yol masrafi da olmaz pek..

Adsız dedi ki...

bana abu dhabi den iş teklifi geldi, 2000 dolar gibi bir maaş tan söz ediyorlar. şantiye şehire 160 km uzaklıktaymış. abu dahbi nasıl bir yer?

Gamze dedi ki...

Merhaba, yazını okudum, gelişmeyi takdir etsem de izledikleri sömürgeci politikadan dolayı buranın yönetimine acıyıyorum. Ama tabii Körfez Araplarından önce endişelenmem gereken kendi ülkemin yöneticileri var :) ellerine sağlık güzel yazı

Adsız dedi ki...

biliyorsunuz bir rus bayan için türkiyede adam gibi iş bulmak yaşamak çok zor. benim bir arkadaşım var onun için soruyorum. acaba : orada da böyle sorunlar yaşarmı ? bilenler lütfen bilgi verirmi. bir bayan için güvenli bir yermi?